Ali Özdemir Merkez Medya

Gazzeli Dr. Abu Shaaban: Siyonistler sadece Mescid-i Aksa’yı kapatmakla kalmıyor, Kudüs halkına karşı şiddeti de artırıyor

Gazzeli Dr. Shaima Abu Shaaban, işgal rejimin Mescid-i Aksa'yı Müslümanlara kapatması hakkında konuşarak, "Mescid-i Aksa'yı işgal etmek Müslümanlara durumu aşamalı olarak kabul ettirmeye bir hazırlıktır." ifadelerine yer verdi.

06 Nis 2026 - 18:30 YAYINLANMA

7 Ekim Aksa Tufanı'nda iki çocuğu ve kardeşi şehit olan Gazzeli Dr. Shaima Abu Shaaban, Mescidi Aksa'nın işgali, Arap ülkelerinin tavrı ve Gazze'de devam eden soykırım hakkında İLKHA muhabirine önemli değerlendirmelerde bulundu.

Mescid-i Aksa’nın kapatılmasının büyük bir suç ve Müslümanlara yönelik toplu bir cezalandırma olduğunu vurgulayan Abu Shaaban, mescidin sadece Filistinlilere ait değil, aksine tüm Müslümanlar için bir ibadet yeri ve kutsal bir mekân olduğunu aktardı.

Mescid-i Aksa’da yaşananların Gazze’deki savaşın bir uzantısı olduğuna dikkat çeken Abu Shaaban, zulmün bir gün son bulacağını ve Mescid-i Aksa'nın özgür olacağını ifade ederek, "Mescid-i Aksa, ilk kıble ve üçüncü kutsal mescittir. Tamamen İslami bir kutsal mekân olarak kabul edilir; bu konuda hiçbir ihtilaf ya da tartışma yoktur. Siyonistler, Doğu Kudüs’ü işgal etti ve gerçekleştirdiği uygulamalarla bunu pekiştirdi. Bu uygulamaların başında da Mescid-i Aksa’nın işgali ve kapatılması geliyor. Mescid-i Aksa’nın kapatılması büyük bir suçtur ve tüm İslam’a ve Müslümanlara yönelik toplu bir cezadır. Sadece Filistinlilere ait değildir; aksine tüm Müslümanlar için bir ibadet yeri ve kutsal bir mekândır. İşgalin, özellikle Ramazan ayı ve bayramlar gibi Müslümanlar için hassas zamanlarda Mescid-i Aksa’yı kasıtlı olarak kapatması büyük bir ihlaldir. Müslümanların dini ibadetlerini yerine getirmelerini engellenmektedir. Bu, insan haklarının, insanlığın, ibadet özgürlüğünün, seyahat özgürlüğünün ve ifade özgürlüğünün açık ihlalidir." şeklinde ifade etti.

"Mescid-i Aksa ilk kez kapatılmıyor"

Abu Shaaban, "Mescid-i Aksa ilk kez kapatılmıyor ama bu seferki kapanış daha uzun sürdü. Burada uluslararası toplumun, uluslararası hukukun, Güvenlik Konseyi’nin ve uluslararası adaletin rolünden söz ediyoruz. Mescid-i Aksa’nın kapatılmadan korunması gerekiyor. İslami mirasın ve kültürün korunması gerekiyor. UNESCO, Mescid-i Aksa’nın korunması gerektiğini ve tamamen Müslümanlara ait olduğunu dile getirdi; ancak sahada fiili bir hareket görmüyoruz. Bu ihlal sadece Filistin’e, Mescid-i Aksa’ya veya Doğu Kudüs’e özgü değildir. Bu uluslararası bir ihlaldir ve tüm İslami kutsal mekânlara yöneliktir. Bu kapatma kararı gayri meşru, insanlık dışı ve ahlaksızdır. Bu sadece geçici bir politika değil; karşı çıkılması gereken uluslararası bir suçtur. İşgalin niyetini biliyoruz; bu kapanış özellikle hassas bir zamanda kasıtlı olarak yapılmıştır." ifadelerine yer verdi.

"Mescid-i Aksa'yı işgal etmek Müslümanlara durumu aşamalı olarak kabul ettirmeye hazırlıktır"

Siyonist işgalcilerin emellerine dikkat çeken Abu Shaaban, "İşgal, sözde 'Tapınak' anlatısını yerleştirmek istiyor. Ne yazık ki siyonist projeyi uygulamak ve Mescid-i Aksa’yı Yahudileştirmek istiyor. Coğrafi, çevresel, demografik ve nüfus yapısını değiştirmek istiyor; aynı zamanda göçü teşvik ederek bunu yapmaya çalışıyor. İşgal sadece Mescid-i Aksa’yı kapatmakla kalmıyor, Kudüs halkına karşı şiddetini artırıyor. Hareket özgürlüğünü engelliyor, eğitim, ibadet, sağlık ve hizmetlere erişim haklarını ihlal ediyor. Tüm bunlar zorla göç ettirmeyi güçlendirmek için yapılıyor. Mescid-i Aksa’ya Yahudileri getirmek, Arap varlığını zayıflatmak ve kendi kontrolünü dayatmak istiyor. Yani Mescid-i Aksa’yı bir ibadet yerinden askeri bir kışlaya dönüştürmek istiyor. Baskı, baskın, zorbalık ve güvenlik kontrolüyle burayı askeri bir alana çevirmeye çalışıyor. Hatta birkaç gün önce Mescid-i Aksa içinde bir barın varlığından söz edildi. Bu, işgalin Müslümanlara durumu aşamalı olarak kabul ettirmek için yaptığı bir hazırlıktır diye düşünüyorum. İşgal, Gazze’de yaptığı gibi, tüm halkları ve insanlığı hiçe sayıyor. Bu durum, işgalin siyonist projeyi bölgede yerleştirmekte kararlı olduğunu gösteriyor. Arap ve Müslümanları göç ettirerek Mescid-i Aksa’yı yanlızlaştırmaya ve yerleşim projelerini güçlendirmeye çalışıyor." diye aktardı.

"Siyasi olarak güçlü bir duruş gereklidir"

İslam dünyasının Mescid-i Aksa’daki gelişmelere karşı tutumu ve yapılması gerekenlere vurgu yapanAbu Shaaban, şu ifadelere yer verdi: "Arap ve İslam dünyası ciddi adımlar atmalıdır. Bu, büyük bir suçtur ve asla sessiz kalınmamalıdır. Bu, ibadete yönelik bir ihlaldir ve Müslümanlar için kutsal olan bir mekâna saldırıdır. Siyasi olarak güçlü bir duruş gereklidir. Müslümanların orada ibadet etme hakkı vardır ve Mescid-i Aksa Müslümanlara aittir. Zayıflık ya da boyun eğme kabul edilemez. Resmi açıklamalar, kararlar ve uluslararası hukuki adımlar atılmalıdır. Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Adalet Divanı nerede? Gazze’de olduğu gibi sadece kınamalarla yetiniliyor. İslam birliğini korumak ve Kudüs halkını desteklemek, çocukları küçük yaşta Mescid-i Aksa sevgisiyle yetiştirmek, işgalciyle yapılan anlaşmaları dondurmak ve boykot uygulamak, küresel kamuoyunu harekete geçirmek, Mescid-i Aksa ancak birlikle korunabilir."

"Bu güç geçici ve sahte bir güçtür"

Abu Shaaban, "Mescid-i Aksa'nın, zamansal ve mekânsal olarak bölünme riski var. İşgal bu yönde planlar yapıyor. Durum belirsiz ve endişe verici. Bu sadece geçici bir kapanma değil; devam eden bir durum. Benim görüşüme göre çözüm uluslararası baskı ve direnişin güçlenmesidir. İşgal, halk hareketlerinden korkmuyor. İşgal daha da ileri gidebilir, yerleşimleri genişletebilir, hatta Mescid-i Aksa’nın bir kısmını tahrip edebilir. Ama bu uzun sürmeyecek. Geleceğin Müslümanlara ait olduğuna inanıyorum. Filistin halkı büyük fedakârlıklar yapıyor ama direnmeye devam ediyor. İşgal aslında zayıftır; İslam birliğinden korkuyor. Bu yüzden Kudüs halkına baskı uyguluyor. Ancak bu güç geçici ve sahte bir güçtür." dedi.

Abu Shaaban, Şeyh Ahmed Yasin’in öngörüsü hakkında ise, "Şeyh Ahmed Yasin gelecekle ilgili kehanette bulunmuyordu; stratejik bir analiz yapıyordu. İşgalin zayıf olduğunu ve sonunda çökeceğini söylüyordu. Onun görüşüne göre, işgal gerçek bir inanca sahip değil ve bu yüzden zayıf. Ayrıca tersine göç olacağını öngörüyordu. Bugün bile bazı Yahudilerin israilden ayrıldığını görüyoruz. Ekonomik ve askeri maliyetler çok yüksek. Bu nedenle işgal sürdürülebilir değil." şeklinde aktardı.

"Mescid-i Aksa’da yaşananlar, Gazze’deki savaşın bir uzantısıdır"

Son olarak Abu Shaaban, Mescid-i Aksa ile Gazze savaşı arasındaki ilişkiyi değerlendirerek, şunları ekledi: "Mescid-i Aksa’da olanlar, Gazze’de olanlardan farklı değil: baskı, yıkım, şiddet. Gazze savaşı işgalin zayıflığını ortaya çıkardı ve dünya dikkatini Filistin’e çekti. Daha önce az kişi bu konuyla ilgilenirken, şimdi dünya genelinde destek arttı. İşgal rejimi israil askerlerinin moralinde düşüş var; korku ve psikolojik sorunlar görülüyor. Ayrıca bu savaş, normalleşme süreçlerini durdurdu. Mescid-i Aksa’da yaşananlar, Gazze’deki savaşın bir uzantısıdır. Bu, tüm Filistin’e karşı yürütülen bir mücadeledir. Ama Allah’ın vaadi gerçektir. Mescid-i Aksa bir gün özgür olacaktır ve Müslümanlar orada ibadet edecektir."

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: